Ana Sayfa / Kişisel Gelişim / Kişisel Gelişim ve Kişisel Olgunluk

Kişisel Gelişim ve Kişisel Olgunluk

Kişisel gelişim terimini çok duyuyoruz. Kişisel olarak gelişim yerine kişisel olgunlaşma terimini tercih ederim. Fark, bazıları için sadece semantik olabilir, ancak büyüme ve olgunlaşma arasındaki bir ayrım görüyorum. Kişisel gelişimin hedefe yönelik ve gayretli olduğunu görüyorum, oysa ki kişisel olgunluk sizin gerçekte olduğunuz kişi haline gelmesine izin veriyor. Kişisel gelişim, kendiniz hakkında değişen şeylere işaret eder, oysa kişisel olgunluk, kim olduğunuzu kabul etmeyi ve değişikliklerin doğal olarak gerçekleşmesine izin vermeyi radikal bir şekilde ima eder.

Kendinizle ile ilgili olmayan şeyleri hayatınızdan çıkarmak ya da değiştirmeye çalışmak çok çaba ister değişmeye çalıştığımızda çoğu zaman başarılı olamayız, ama kim olduğumuzu kabul ettiğimizde kendimiz hakkında sevmediğimiz şeyleri de dahil olmak üzere değişiklikler doğal olarak gerçekleşir. Değişim kendini gösterir çünkü kendimiz bir olgunluk dönemi geçiririz. Değişimi zorlamaya çalıştığımızda, ona karşı tepkisiz davranırız. Sonuçta, her eylem için eşit bir karşıt tepki vardır. İlk adım, olgunluğun önündeki engelleri kaldırmaktır. Bunu öncelikle derinden kendi düşüncemizle kimler olduğumuzu tanımlayan ve toplumun bize getirdiği beklentileri içeren temel değerleri keşfederek yaparız.

Ne olduğumuzu kabul Edelim
Şu anda bulunduğumuz kişiliği tüm kusurlarımız, tutarsızlıklarımız ve sıkıntılarımızla kabul etmeliyiz . Kabul ederek, bu kusurları memnuniyetle karşılamak ve onlara karşı savaşmamak demektir. Bu da sizi olgunlaştırır. Kusurlarımızla savaştığımızda aslında kendimize saldırıyoruz. Bu sadece gerilim yaratır ve olgunluk ortaya çıkmaz.

Öfke Kontrolü
Almanya da geçen bir hikayeyi nakletmenin yeri geldi. Zira bu da kişisel olgunlukla ilgili bir hikaye. Er, çavuştan tokat yiyor ve zaman kaybetmeden direkt olarak komutana şikayette bulunuyor. Komutan da bu ere bir soru soruyor. Ne zaman tokat yedin? 4 dakika önce efendim! Bunun üzerine komutan da ona bir tokat atar. Der ki, tokadın üzerinden en az 1 saat geçmeden gelmen hataydı. 1 saat zaman tanısaydın, şu anki hırs ve öfke dinecekti ve daha sağlıklı düşünecektin. O tokadı neden yediğini ve nerede hata yaptığını görebilirdin.

Yine dünyaca ünlü yazarlardan birinin babası, ölüm döşeğinde oğlunun çağırıyor ve ona diyor ki; oğlum sana bir mal ev araba bırakamıyorum. Sefalet içinde yaşadık. Ama sana bir öğüdüm var Belki de bu altın değerindedir : Biri sana haksızlık yaptığında, hemen karşılık verme. En az bir gün bekle. Eğer kendini hala haklı görüyorsan, git ve hakkını al. Ama bir gün beklemeden ve tüm öfken yatışmadan asla daha fazla karmaşa yaratma, işte sana öğüdüm budur der. Sözünü ettiğimiz bilge, George Bernard Shaw isimli İrlanda kökenli dünyaca ünlü yazardır.
Özetle kişisel gelişimi biraz daha geçerek; kişisel olgunluk hatta kişisel bilgelik için önce öfke yenilmelidir. Ya da yatışıncaya kadar sabredilmeli. Olgunluk yolunda ilerlerken çok önemli bir merhaledir bu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Learn how your comment data is processed.