İlk Türk İslam Devletleri

İlk Türk İslam Devletleri

İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ VE BEYLİKLERİ DÖNEMİ

Mini Sözlük

 

Ahi Teşkilatı: Esnaf ve zanaatkar örgütlenmesi

Alem: Bayrak

Amil: Eyaletlerin vergisini toplayan görevli

Atabey: Meliklerin eğitiminden sorumlu kişi

Bedesten: Üzeri kubbelerle örtülü çarşı

Bimarhane: Akıl hastanesi

Cebelü: Sipahinin yetiştirdiği atlı asker

Çetr: Saltanat şemsiyesi

Darüşşifa: Hastane, şifahane

Emir’ül Sevahil: Donanma komutanı

Emir’ül Ümera: Ordu komutanı

Gulam Sistemi: Küçük yaştaki çocukların alınıp, devşirilip, asker ve devlet adamı olarak yetiştirilmesidir. (Osmanlıdaki kapıkulu/devşirme sistemi)

Hacip: Sultan ve diğer devlet görevlileri arasındaki yazışmaları ve görüşmeleri düzenleyen kişi

Halife: İslam dünyasının dini lideri

İmarethane: Yoksullara yemek dağıtılan aşevi

Kervansaray: Ücretsiz konaklama yapılan yapılardır. Yapılma amacı ticareti geliştirmektir.

Kapan: Aynı meslek gruplarının bulunduğu pazar yeri

Külliye: Ana yapısı cami olan binalar topluluğu

Kümbet: Mezar

Medrese: Pozitif bilim ve dini bilimlerin okutulduğu kurum

Melik: Hükümdarın erkek çocuğu

Menşur: Halifenin verdiği dini onay

Naip: Vekil

Pervaneci: İkta dağıtan kişi

Ribat: Kervansaray

Sipahi: İktayı alan devlet görevlisi

Subaşı: Eyaletlerde güvenlikten sorumlu kişi

Tezhip: Kitap süsleme sanatı

Tuğra: Hükümdar imzası

Türbe: Mezar

Ulak: Postacı

[toc]

Türkler müslüman Araplarla ilk kez Dört Halife Döneminde Hz. Ömer’in İran’ı fethetmesiyle sınır komşusu olmuşlardır.

Türklerin İslamiyeti Benimsemelerini Kolaylaştıran Etkenler

  • Türkler ile Araplar arasındaki ilk mücadele Hz. Osman zamanında yaşanmıştır.
  • Abbasi Devleti zamanında iki millet arasındaki ilişkiler gelişme göstermiştir. Bu durumun nedeni Abbasilerin hoşgörülü yönetimleridir.
  • Gök Tanrı dini gibi İslamiyet dininde de tek tanrı inancının olması.
  • Her iki dinde de kurban kesme geleneğinin, ahiret inancının olması.
  • Cihat anlayışıyla Cihan anlayışının benzeşmesi.
  • Her iki dinde de benzer yasakların bulunması.
  • Talas Savaşı (751)
    • Çinliler ve Araplar arasında Orta Doğu’ya hakim olma sebebiyle çıkmış bir savaştır. Abbasi Devleti’nin Karluk, Yağma ve Çiğil boylarından yardım istemesi üzerine Çin mağlup edilmiştir.
    • Abbasiler’in hoşgörülü tutumu karşısında Türkler arasında İslamiyet hızla yayılmaya başlamıştır.
    • Türkler, Abbasi Devleti’nde ordu komutanlığı ve valilik yapmaya başlamışlardır. Abbasiler Türklerden oluşan orduları için Avasım ve Semarra adı verilen şehirler inşa etmişlerdir.
    • Kağıt ve matbaa bu savaş sonunda ilk kez Çin dışına çıkmıştır.
İlk kez İslamiyeti benimseyen Türk boyu Karluklar,İlk Türk devleti de Karahanlılar’dır

İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ

 İlk Türk İslam Devletleri

İlk Türk İslam Devletleri

Karahanlılar (840-1212)

Hakaniye Devleti olarak da bilinirler. “Bilge Kül Kadir Han” tarafından Batı Türkistan merkezli kurulmuştur. Başkentleri Semerkant’tır ve dönemin en önemli kültür merkezidir.

Karluk, Yağma ve Çiğil Türklerinin birleşmesinden oluşmuştur.

Saltuk Buğra Han zamanında İslamiyeti kabul etmişlerdir.

İlk Müslüman Türk devletidir.

Müslüman-Türk eserlerinin ilk örneklerini vermişlerdir. Türk-İslam sentezini oluşturmuşlardır.

Devletin başında hükümdar bulunmuştur ve ülke hanedan ailesinin ortak malı sayılmıştır.

Resmi dil olarak Türkçeyi kullanmışlardır. Yazışmalarda Uygur alfabesini kullanmışlardır.

Türk tarihinin ilk burslu öğrencilik sistemini başlatmışlardır.

İlk kez resmi posta teşkilatını oluşturmuşlardır.

Bimarhaneler (hastane) inşa etmişlerdir.

Türk – İslâm tarihinde ilk medreseleri kurmuşlardır. Semerkant medresesi Türk-İslam tarihinin ilk medresesidir.

İpek Yolu’na hakim bir coğrafyada oldukları için ticarete önem vermişler, ticareti geliştirmek için ribatlar (kervansaray – aşkabat) inşa etmişlerdir.

Buhara, Kaşgar, Semerkant, Talas, Fergana gibi şehirleri ilim ve kültür merkezi haline getirmişlerdir.

Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig adlı eserini bu dönemde yazmıştır. Bu eser; bir devlet nasıl yönetilir, yöneticisi nasıl olmalıdır konularında bilgi vermektedir.

Kaşgarlı Mahmut, Divan-ı Lügât-it Türk adlı eseri de bu dönemin eserlerindendir. Türkçenin ne kadar zengin bir dil olduğunu kanıtlamak amacıyla yazılmış bir sözlüktür.

Bu döneme ait diğer eserler; Edip Ahmet Yükneki’nin Atabet’ül Hakayık, Hoca Ahmet Yesevi’nin, Divan-ı Hikmet adlı eserleridir.

Doğu ve Batı şeklinde yönetilmişlerdir. 1042 yılında ikiye ayrılmışlardır.

Doğu Karahanlılar 1130’da Karahıtaylar tarafından, Batı Karahanlılar ise 1212’de Harzemşahlar tarafından ortadan kaldırılmıştır.

Orta Asya’da Türklerin anavatanında kurulduğu için herkes Türktür. Bu nedenle ana dil Türkçedir, ücretli askere ihtiyaç yoktur, milli benliklerini korumuşlardır.

Birkaç boyun birleşmesiyle kurulduğu için İslamiyetten sonra da boylar birliği federasyonu devam etmiştir diyebiliriz.

Doğu-Batı şeklinde yönetilmiş, ikili yönetim anlayışı devam etmiştir. Bunlar da eski Türk devlet geleneğinin sürdürüldüğüne kanıttır.

 İlk Türk İslam Devletleri

İlk Türk İslam Devletleri

Gazneliler (963-1187)

Alp Tigin tarafından Afganistan’ın Gazne şehrinde kurulmuştur.

Devlet ismini kurulduğu coğrafyadan almıştır.

Devlet; Türkler, İranlılar, Araplar, Afganlar ve Gurlulardan oluşmuştur. Çok uluslu bir yapıya sahip olmalarından dolayı saf bir Türk devleti özelliği göstermeyen Gaznelilerin etnik yapısındaki bu farklılıklar devletin yıkılışını kolaylaştırmıştır.

Gazneli Mahmut zamanında Hindistan’a 17 sefer düzenleyerek bu bölgede İslamiyetin yayılmasını sağlamışlardır.

Hindistan’da İslamiyeti yayarak Kast Sistemini (halkın kesin sınıflara ayrıldığı ve sınıflar arası geçişin mümkün olmadığı bir sistemdir) zayıflatmışlardır.

Ordularında filleri ve Gulam(devşirme) askerlerini kullanmışlardır.

İslam Halifesinin koruyuculuğunu üstlenmişlerdir. Gazneli Mahmut, Abbasi Halifesini baskı altında tutan Büveyhoğulları’nı yenerek Halifeyi bu baskıdan kurtarmıştır. Bunun üzerine Abbasi Halifesi tarafından kendisine “Sultan” ünvanı ve “Hilat” verilmiştir. Gazneli Mahmut tarihte ilk kez “Sultan” ünvanını kullanan Türk hükümdarıdır. Sultan ünvanı, Tanrı adına devleti yönetme yetkisinin Halife aracılığıyla hükümdar ve ailesine verilmesidir. Bu bakımdan Orta Asya’daki Kut anlayışından biçim yönünden farklıdır.

Türkçeyi resmi dil olarak kullanmamışlardır. Saray dili Türkçe, resmi dil ve bilim dili Arapça, edebi dil Farsçadır.

Firdevsi, Şehname adlı eserini Gazneli Mahmut için yazmıştır. Biruni’nin de Asarül Bakiye isimli eseri bu döneme aittir.

Çeşitli etnik unsurlardan meydana gelmeleri yıkılmalarının en önemli sebebidir.

Büyük Selçuklu Devleti ile yaptıkları Dandanakan Savaşı’nı (1040) kaybetmeleriyle yıkılma sürecine girmişlerdir.

Gazneliler Afganistan’da kurulmuştur. Türklerin anavatanında kurulmadıklarından resmi dil Türkçe değildir, ücretli askerlere ihtiyaçları vardır, milli benliklerini korumaları zordur. Yıkılmalarının ana sebebi çok uluslu olmalarıdır.

Babürler (1526-1857)

Babür Şah tarafından kurulmuştur.

Hindistan’da İslamiyetin yerleşmesini sağlamışlardır.

Şah Cihan tarafından eşi Mümtaz Mahal (Ercümend Banu Begüm) adına yaptırılan Taç Mahal (Mahal’in Tacı) en önemli eserleridir. (Taç Mahal bir mezardır ve inşasında Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Mimar İsmail’de görev almıştır. Bir daha böyle bir eser yapamasınlar diye yapımında çalışan mimarları, Allah’ın verdiği canı Allah alır inancıyla öldürmemişler, dillerini ve ellerini kesmişler, gözlerini kör etmişlerdir. Ve Taç Mahal gibi bir eser daha inşa edilememiştir, Dünya üzerinde tektir. )

Mısır’da Kurulan Türk Devletleri

Türkler İslamiyeti kabul ettikten sonra Abbasi Devleti’nde askeri ve siyasi görevler almaya başlamışlardı. Abbasiler’in zayıfladığı dönemlerde bazı Türk komutanları bulundukları bölgelerde kendi bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir.

Tolunoğulları (868-905)

Abbasilerin Mısır Valisi Tolunoğlu Ahmet tarafından Mısır’da kurulan ilk Türk-İslam devletidir. Mısır’ı bayındır hale getirmiştir. Tolunoğlu Ahmet Camii en önemli eserleridir.

İhşitler/Akşitler (935-969)

Ebubekir Mehmet tarafından kurulmuştur. Kutsal topraklara hakim olan ilk Türk devletidir. Tarihçi El-Kindi bu dönemde yaşamıştır.

Eyyubiler (1174-1250)

Selahaddin Eyyubi tarafından kurulmuştur. Hıttin Savaşı ile Kudüs’ü Haçlılar’dan geri almışlardır. Bu da III.Haçlı Seferi’nin başlamasına önayak olmuştur.

Memlükler (1250-1517)

İzzettin Aybeg tarafından kurulmuştur. Veraset anlayışı farklı olan tek Türk devletidir. Her komutan/emir, vali; hükümdar olabilirdi.

İslam halifesini saraylarında himaye etmişlerdir.

Osmanlının Memlüklere son vermesiyle halifelik Abbasi halifesinden Osmanlı hükümdarlarına geçmiştir.

Memlük hükümdarları hiçbir zaman halife olmamışlar, sadece halifeyi korumuşlardır. Bütün Türk devletleri içinde saltanat makamında halifelik anyayışı sadece Osmanlı’da görülmüştür. Hükümdarı aynı zamanda halife olan tek Türk devleti Osmanlı’dır. Yavuz Sultan Selim Mısır’ı aldıktan sonra halifelik hırkasını Ayasofya Camisi’nde giymiştir.

Memlük Devleti’ne, Mercidabık (1516) ve Ridaniye (1517) savaşları sonucunda Osmanlı Devleti son vermiştir.

Mısır’da kurulan Türk devletlerinin yıkılmalarının ana sebebi; yönetilenlerin Türk, yönetenlerin farklı kavimlerden olmasıdır. Bu yüzden devlet-millet kaynaşması sağlanamamıştır.

İlk Türk İslam Devletleri

İlk Türk İslam Devletleri

Büyük Selçuklu Devleti (1038-1157)

Selçuk Bey tarafından İran’ın Cent şehrinde kurulmuştur. Devlet kurucusunun adıyla anılmaktadır.

Selçuk Bey ölünce yerine kardeşi Arslan Yabgu, O’nun ölümü üzerine yeğenleri Tuğrul ve Çağrı Beyler tahta geçmiştir. (Bu eski Türk devlet geleneğinin devam ettiğini gösterir.)

Anadolu hakimiyeti için Bizans’la Pasinler (1048 – Anadolu’yu keşif savaşıdır) ve Malazgirt savaşlarını (1071) yapmışlardır. Türkler Anadolu’ya ilk Kars’tan girmişlerdir. Malazgirt Savaşı’yla Anadolu’nun kapıları Türklere açılmıştır.

Malazgirt Savaşı sonunda ilk Türk beylikleri kuruldu.

Atabeylik sistemini başlatmışlardır. Amaç hükümdar çocuklarına devlet yönetim tecrübesi kazandırmaktır. Sistemin olumsuz yanı ise; Atabeyler bazen bağımsızlık hareketlerinde bulunmuşlar ve hükümdar çocuklarını taht için kışkırtmışlardır. Bu sistemin Osmanlı Devleti’ndeki karşılığı “Lalalık”tır.

Abbasi Halifesinin yardım istemesi üzerine 1055 yılında Bağdat’a giren Tuğrul Bey, Abbasi Halifesi’ne yardımları karşılığı Halifeden “Doğunun ve Batının Sultanı” ünvanını almıştır.

İkta sistemini oluşturmuşlardır.

Türkçeyi resmi dil olarak kullanmamışlardır.

Celali takvim Ömer Hayyam tarafından Celaleddin Melikşah adına düzenlenmiştir ve temel amaç ticarettir.

Sultan Melikşah döneminin en ünlü veziri Nizamül Mülk’tür. Bu devrin en büyük medresesi Nizamiye Medreselerini Bağdat’ta inşa etmişlerdir. Nizamiye Medreseleri’nde dini bilgilerin yanında felsefe, filoloji, matematik gibi dersler de okutulmuştur.

Nizamiye Medreseleri dünyadaki ilk on üniversite arasında kabul edilmektedir.

Bu dönemde, ilk defa divan teşkilatı kurulmuş, ikta sistemi uygulanmıştır.

Siyasetname bu dönemin önemli eserlerindendir. Vezir Nizamül Mülk tarafından yazılmıştır ve hükümdara öğüt içerir.

Dönemin sonlarına doğru “Batınilik” mezhebi ortaya çıktı.

Büyük Selçuklu Devleti, Moğollarla yaptığı Katvan Savaşı’nı (1141) kaybadince yıkılma sürecine girmiştir.

İran’da kurulduğu için Fars kültürü etkilidir, resmi dil Türkçe değildir, Farsça ve Arapça kullanmışlardır. Ücretli askerlere ihtiyaçları vardır.
Türk tarihinde hükümdar hocalığı ilk kez İslamiyet öncesinde Ataman, Türk-İslam tarihinde ilk kez Büyük Selçuklu Devleti’nde Atabey, ikinci olarak Osmanlı Devleti’nde Lala olarak adlandırılmıştır.
 Büyük Selçuklu Devleti’nin yıkılmasında;
  • Devlet sınırlarının çok genişlemesi üzerine merkezi otoritenin korunamaması,
  • Hükümdar ailesi arasında taht kavgalarının çıkması,
  • Atabeylerin bulundukları mevkii kullanarak bağımsız hareket etmesi,
  • Yönetim kademelerinde İranlılara görev verilerek Oğuzların devlete küstürülmesi,
  • Şiî Fatimilerin ve Batınilerin zararlı faaliyetleri
  • Merkezi otoritenin zayıflamasından yararlanan atabeylerin ayaklanıp bağımsızlıklarını ilan etmeleri gibi nedenler etkili olmuştur.
İkta Sistemi

Meliklere, Emirlere ve Komutanlara yaptıkları görevlerin karşılığında tahsis edilen topraklar ve topraklardan toplanan vergi gelirleri ile devlete asker beslenmesi sistemidir. Kısaca iktanın olduğu yerde maaş olmaz.

İkta dağıtan kişiye Pervaneci, İkta alan görevliye Sipahi, sipahinin yetiştirdiği atlı askere ise Cebelü denir.

Sistemin Osmanlıdaki karşılığı Tımar Sistemi’dir.

İkta Sisteminin Yararları

Hazineye yük olmadan memur maaşları karşılanmıştır.

Hazineye yük olmadan güçlü bir ordu beslenmiştir.

Üretimde süreklilik sağlanmıştır.

Eyaletlerin güvenliği sağlanmıştır.

Göçebe Türkmenlerin yerleşik hayata geçmesi sağlanmıştır.

Yakın Doğu ve Asya’da Kurulan Diğer Devletler

Moğol İmparatorluğunun Yıkılmasıyla Kurulan Devletler

Moğol İmparatorluğu Cengiz Han tarafından kurulmuştur. Türklerden etkilenmişlerdir. Ülkeyi hanedanın ortak malı saymışlar, ordularında onlu sistemi kullanmışlar, devlet meselelerini kurultayda görüşmüşlerdir.

Altınorda Devleti

Cengiz Han’ın torunu Batu Han tarafından Karadeniz’in kuzeyinde kuruldu. Orda, çadır anlamına gelir.

Rusların güçlenmesini engellemişlerdir.

Zamanla İslamiyeti benimseyip Türkleştiler.

Çağatay Devleti

Cengiz Han’ın oğlu Çağatay tarafından Türkistan’da kuruldu.

Zamanla İslamiyeti benimseyip Türkleştiler.

İlhanlılar

Cengiz Han’ın torunu Hülagü tarafından İran’da kuruldu.

1258’de Abbasi Devleti’ne son verdiler.

1243 Kösedağ Savaşı ile Anadolu Selçuklu Devleti’ni yıkarak Anadolu’ya hakim oldular.

Zamanla İslamiyeti benimseyip Türkleştiler.

Kubilay Hanlığı

Cengiz Han’ın torunu Kubilay tarafından Çin’de kuruldu.

Zamanla Çinlileştiler.

Marco Polo seyahatnamesinde bu devletten bahsetmiştir.

Timur İmparatorluğu

Çağatay Devleti’nin topraklarında kurulmuştur.

Timur, 1402’de Ankara Savaşı’nda Osmanlı Devleti’ni mağlup ederek Fetret Devri’ne girmesine neden olmuştur.

Altınorda Devleti’ni yıkması Rus birliğinin kurulmasına ortam hazırlamıştır.

Timur döneminin önemli bilginleri arasında Ali Şir Nevai bulunur. Eseri Muhakemet’ül Lügateyn’dir. Yine bu dönemin bilim adamı Uluğ Bey’in Semerkant’ta açtığı medresede Ali Kuşçu önemli araştırmalar yapmıştır.

Harzemşahlar

Devlet ismini kurulduğu Harzem bölgesinden almıştır.

Kendilerini Büyük Selçukluların mirasçısı saymışlardır.

1230’da Yassıçemen Savaşı’nda Anadolu Selçuklu Devleti’ne yenilerek yıkılma sürecine girmişlerdir.

Yıkılmaları Anadolu’nun Moğol istilasına girmesine ortam hazırlamıştır.

ANADOLU TARİHİ


(TÜRKİYE TARİHİ)

Anadolu’ya ilk müslüman Türk akınları Büyük Selçuklu Hükümdarı Çağrı Bey zamanında başlamıştır. 1071 Malazgirt Savaşı’nın kazanılması ile Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamışlardır. Böylece Anadolu’da Türk Tarihi başlamıştır.

Büyük Selçuklulara bağlı olarak I.Beylikler kurulmuş, bu beylikleri Anadolu Selçukluları egemenliği altına alınca Anadolu’da ilk kez Türk siyasi birliği sağlanmıştır. Anadolu Selçukluları yıkılınca II.Beylikler dönemi başlamıştır.

İlk Türk İslam Devletleri

İlk Türk Beylikleri

Büyük Selçuklu Devleti Hükümdarı Sultan Alparslan Malazgirt Savaşı’ndan sonra komutanlarına Anadolu’da fetih yapmaları çağrısında bulunmuştur. Bu fetihler sonucunda Anadolu’da I.Beylikler Dönemi başlamıştır. Anadolu’nun Türkleşmesini sağlamışlar, bayındır hale getirmişler ve İslamiyeti yaymışlardır.

Malazgirt Savaşı (1071)

Sebepleri

  • Selçukluların yurt bulma düşüncesi
  • Bizans’ın Türk-İslam dünyası üzerindeki baskılarını azaltma fikri
  • İslamiyeti yayma isteği

Sonuçları

  • Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış ve Anadolu Türklerin yeni yurdu olmuştur.
  • 1071 Türkiye tarihinin başlangıcı kabul edilmiştir.
  • İslam dünyası üzerindeki Bizans tehdidi son bulmuştur.
  • Bizansta iç karışıklık ve sülale çekişmeleri artmıştır.
  • Bu savaş sonrasında Bizans’ın kışkırtmaları ile Haçlı Seferleri başlamıştır.
  • Anadolu’da ilk Türk beylikleri kurulmaya başlamıştır.
  • Doğu Anadolu Türklerin eline geçmiştir.

Saltuklular

Anadolu’da kurulan ilk Türk beyliğidir. Erzurum, Kars, Ardahan ve çevresinde kuruldular. En önemli eseri Erzurum Ulu Camidir.

Danişmentliler

Anadolu’da kurulan ilk Türk beyliklerinin en güçlüsüdür. Sivas, Kayseri, Tokat, Çorum, Çankırı, Yozgat civarında hakimiyet kurmuşlardır. Haçlılarla yapılan mücadele Danişmentname adlı esere konu olmuştur. Anadolu’da inşa edilen ilk medrese olan Yağıbasan Medresesi (yağı; düşman anlamına gelir) bu dönemde Tokat Niksar’da inşa edilmiştir.

Artuklular

Diyarbakır, Mardin, Batman civarında hakimiyet kurmuşlardır. Malabadi Köprüsü, Artuklu Sarayı ve Hasankeyf kalıntıları önemli eserlerindendir.

Mengücekliler

Erzincan ve çevresinde kuruldular. En önemli eserleri Divriği Ulu Cami ve Divriği Darüşşifası’dır.

Çaka Beyliği

İzmir ve çevresine hakim olmuşlardır. İlk Türk denizci beyliğidir. Çaka Bey’in 1081 yılında kazandığı deniz zaferi Türk denizciliğinin başlangıcı sayılmıştır.

Anadolu’da Kurulan İlk Türk Beyliklerinin Türk Tarihine Katkıları

Anadolu’nun fethinde ve Türkleşmesinde rol oynamışlardır.

Fethettikleri yerleri Haçlılara karşı başarılı bir şekilde korumuşlardır.

İslamiyetin Anadolu’ya yayılmasında etkili olmuşlardır.

Kendi dönemlerinde yeni şehirler, kasabalar ve köyler kurmuşlardır. Kurdukları bu şehir ve kasabalara Türkçe isimler vermişlerdir.

Köprü, saray, imarethane ve kervansaray gibi mimari eserler yaparak Anadolu’yu imar etmişlerdir.

İlk Türk İslam Devletleri

İlk Türk İslam Devletleri

Anadolu Selçuklu Devleti (1077 – 1308)

Kutalmış Bey’in oğlu Süleyman Şah tarafından İznik’te kurulmuştur.

I.Haçlı seferi sonunda İznik kaybedilmiş ve devletin merkezi Konya’ya taşınmıştır.

Miryokefalon Savaşı (1176) ile Bizans ağır bir yenilgiye uğratılarak Anadolu’nun Türk yurdu olduğu kesinleştirilmiştir.

Yassıçemen Savaşı (1230) ile Harzemşahlar’ın mağlup edilmesi devleti Moğollarla sınır komşusu yapmıştır.

Baba İshak ayaklanması ile sarsılan Anadolu Selçukluları 1243’te Moğollara yenilerek yıkılma sürecine girmiştir.

Malazgirt’le kapılar açılmıştı, Miryokefalon ile kesinleşmiştir.
Konya iki devlete başkentlik yapmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti ve Karamanoğulları.

Anadolu Selçuklu Devleti ticarete verdiği önemle bilinmektedir.

Ticareti geliştirmek için;

  • Çok sayıda kervansaraylar inşa etmişler,
  • Gümrük vergilerini düşürmüşler,
  • Ticarette sigorta sistemini başlatmışlar,
  • Antalya, Alanya, Sinop Limanları ve Kırım’ın Suğdak Limanına tersaneler kurmuşlar, (Antalya-Alanya limanlarını alarak Baharat Yolu’nun, Sinop ve Suğdak Limanlarını alarak İpek Yolu’nun bitiş noktalarını ele geçirmişlerdir.)
  • Ahi teşkilatını oluşturmuşlardır.

Ahi Teşkilatı

  • Esnafların bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur.
  • Mesleki eğitim verir.
  • Usta – Kalfa – Çırak ilişkisi vardır.
  • İşyeri açma ruhsatnamesi olan “Gedik İzni” verir.
  • Ahi teşkilatının İslamiyeti yaymak gibi bir amacı vardır. (Cihad)
  • Ahi teşkilatına gayrimüslim olanlar üye olarak alınmamıştır.
  • Narh (fiyat sabitleme) belirler.

İlk Türk İslam Devletleri

İkinci Dönem Türk Beylikleri

Karesioğulları

Osmanlıya katılan ilk beyliktir. Balıkesir, Çanakkale çevresinde kurulmuşlardır.

Karesi donanması Osmanlı donanmasının temelini oluşturmuştur.

Karamanoğulları

Merkezleri Konya’dır.

Osmanlıyı en çok uğraştıran beyliktir.

Anadolu’da Türkçeyi resmi dil ilan etmişlerdir.

Kendilerini Anadolu Selçuklu Devleti’nin mirasçısı saymışlardır.

Dulkadiroğulları

Osmanlıya katılan son beyliktir.

Denizci Beylikler

Candaroğulları

Sinop ve çevresinde kurulmuşlardır.

Aydınoğulları

Aydın ve çevresinde kurulmuşlardır.

Menteşeoğulları

Muğla ve çevresinde kurulmuşlardır.

Karesioğulları

Balıkesir ve çevresinde kurulmuşlardır.

Saruhanoğulları

İzmir, Manisa çevresinde kurulmuşlardır.

İLK TÜRK İSLAM DEVLETLERİNDE KÜLTÜR VE MEDENİYET

Türklerin İslamiyet öncesinde kendilerine özgü kültür ve uygarlık yapıları vardı. Türkler İslamiyet ile karşılaştıktan sonra yeni bir sentez ortaya çıktı.

DEVLET TEŞKİLATI

Orta Asya’daki Türklerde görülen hakimiyet anlayışı bozulmadan Türk-İslam devletlerinde de uygulanmıştır.

Ülke hükümdar ve ailesinin ortak malıdır. Selçuklular, eyaletlere idareci olarak atadıkları şehzadelerin yanına devlet ve askerlik işlerinde tecrübeli  “Atabey” denen kimseleri görevlendirmişlerdir.

Karahanlılar, ilk Türk devletlerinde olduğu gibi devleti doğu-batı şeklinde yönettiler. Hükümdarlarına Han, Hakan, Yabgu, Tigin, Buğra, İlig gibi ünvanlar verdiler.

Gazneli Mahmut Halife’den Sultan ünvanı alan ve kullanan ilk hükümdardır.

İlk Türk İslam devletlerinin kullandıkları hükümdar ünvanları; Sultan, Padişah, Bey, Gazi, Hünkâr, Han, Hakan, Şahinşah, Rükneddin, Keykubat, Keykavus

Hükümdarlık Alametleri; Hutbe Okutmak, Menşur Belgesi(Halifeden alınan dini onay), Asa, Hilat Giymek, Çetr, Tuğ, Tuğra, Nevbet Çaldırmak, Bayrak, Sancak, Sikke Kestirmek.

Devlet hükümdar tarafından yönetilirdi. Hükümdarı sadece örfi ve şeri hukuk kuralları sınırlandırabilirdi.

Ülke yönetimi

Merkez ve Taşra teşkilatı olarak ikiye ayrılmıştır.

Merkez Teşkilatı:

a)Saray

b)Divan

Taşra Teşkilatı:

a)Merkeze Bağlı Eyaletler

b)Meliklerin Yönettiği Eyaletler

c)Uç Eyaletler olarak örgütlenmiştir.

Merkez Teşkilatı

Devlet meseleleri Divanı Saltanat’ta (Büyük Divan) görüşülmüştür. Başında Yuğruş veya Hace-i Buzurg denilen büyük vezir bulunurdu.

Geleneksel veraset anlayışı devam etmiştir. Ülke hanedanın ortak malı kabul edilmiştir.

Divanlar

Divan-ı İstifa

Devletin mali işleriyle ilgilenirdi. Başkanına Müstevfi adı verilirdi.

Divan-ı Arz

Askeri işlerle ilgilenirdi. Merkezde bulunan ordunun maaş dahil her türlü ihtiyacıyla ilgilenirdi. Başkanına Emir-i Arz adı verilirdi.

Divan-ı İşraf

Mali ve idari işleri denetlerdi. Başkanına Müşrif denirdi. Askeri ve hukuki yapıyı denetleyemezdi.

Pervane Divanı

Toprak dağıtırdı. Başkanına Pervaneci denirdi.

Niyabet-i Saltanat Divanı

Hükümdar başkentte yokken devlet işleri ile ilgilenirdi. Bu divandaki hükümdar vekiline Naip denirdi.

Divan-ı Tuğra

İç ve dış yazışmalardan sorumludur. Başkanına Tuğrai veya Munşi denirdi.

Divan-ı Mezalim

Hükümdarın başkanlık etttiği yüksek mahkemedir. Bu divanda ağır siyasi suçların davaları görülürdü.

Büyük Selçuklulardaki devlet yapısında Arap-İran etkisi görülür. Sultan devlet işlerini yönetmede divan üyelerinden yararlanırdı. Devlet görevlisi olmanın şartı müslüman olmaktı.

Anadolu Selçuklularında ayrıca Meşveret Meclisi bulunurdu. Bu mecliste iç ve dış politikayla ilgili her konu konuşulur ve tartışılırdı. Bu anlayış Orta Asya’daki Türk devletlerinde görülen Kurultay geleneğinin devamıdır.

Devlet Görevlileri

Şıhne: Eyalet ve vilayetlerin başında bulunan askerî ve idarî yönetici

Amil: vilayetlerin vergisini toplamaktan sorumlu kişi

Muhtesip: Vilayetlerdeki ticari hayatın düzenlenmesi, pazarlarda fiyatları, tartı ve ölçü aletlerini, üretilen ve satılan malların kalitesini denetleyen ve belediye çalışmalarının yürütülmesinden sorumlu kişi

Reis’ül Bahr: Anadolu Selçuklu Devleti’nde donanma komutanı

Amid: Vilayetlerde yönetimden sorumlu sivil görevli

Subaşı: Şehirlerin iç güvenliğinden sorumlu görevli

Hacib: Türk-İslam devletlerinde hükümdar ile diğer devlet görevlileri arasındaki iletişimi sağlayan kişi

Naip: Sultanın olmadığı dönemlerde ona vekalet eden saray görevlisi

Kapucubaşı: Sarayın her türlü hizmetinden sorumlu olan görevli

Emir-i Ahur: Atların bakımından ve at bakıcılarından sorumlu görevli

Emir-i Alem: Bayrak ve sancaklardan sorumlu görevli

Emir-i Silah: Silahhaneden sorumlu görevli

Camedar: Saray terzisi

Candar: Saray güvenliğinden sorumlu görevli

Çaşnigir: Sultanın yemeğinden sorumlu görevli

Taşra Teşkilatı

Taşrada yönetim kolaylığı sağlamak için ülke çeşitli idari birimlere ayrılmıştır. Taşra görevlileri ya merkezden ya da bulundukları bölgeden atanırlardı. Taşra yöneticileri kararlarını ve uygulamalarını merkez idarenin otoritesine bağlı olarak gerçekleştirirlerdi. Bağlı beylikler ve devletler istenildiği zaman merkeze asker göndermek zorundaydılar.

a) Merkeze Bağlı Vilayetler

Yönetim ve gelirleri Büyük Divan’a bağlı vilayetlerdir.

Yöneticilerini doğrudan sultan atardı.

Vilayetin başındaki yöneticiye Subaşı denirdi. Subaşılar başta askeri işler olmak üzere, o bölgenin güvenliğinden sorumlu kişilerdir.

Önemli şehir merkezlerine ise Şıhne adı verilen valiler atanırdı.

b) Meliklerin Yönettiği Vilayetler

Selçuklu ailesinden gelen Melikler (sultan çocukları) tarafından yönetilen eyaletlerdir.

Yarı bağımsız hareket edebilen melikler kendi adlarına para bastırabilir, kendi divanlarını kurabilirlerdi.

Meliklerin yanında Atabey denilen hocaları, onları her konuda yetiştirirdi. Melikler taşrada yöneticilik yaparak devlet tecrübesi kazanırlardı.

c) Uç (Sınır) Bölgelerindeki Eyaletler

Daha çok göçebe Türkmen aşiretlerinin Bizans, Ermeni, Gürcü sınırlarına yerleştirilmeleri ile oluşan idari birimlerdir. Amaç bir anlamda sınırları korumak ve yerleşik yaşamı teşvik etmektir.

Anadolu Selçuklularına bağlı olan beylik ve devletler de vardı. Bunlar yıllık vergi vermek ve gerektiğinde asker göndermek zorundaydılar.

Taşrada belediye işlerinden Muhtesip’ler, yargı işlerinden de Kadı’lar sorumluydu.

ORDU TEŞKİLATI

Merkez ordusu ve Eyalet ordusu olmak üzere ordu iki kısma ayrılırdı.

Merkez Ordusu

Maaşlı askerlerdir.

a) Hassa Askerleri

Sultana bağlı özel birliklerdir. Bu askerlere bazı toprakların vergi geliri verilirdi.

b) Gulaman-ı Saray

Doğrudan Sultana bağlı muhafız birlikleridir. Farklı milletlerden seçilerek özenle yetiştirilirlerdi.

Eyalet (Taşra) Ordusu

İkta sistemine dayanır, hiçbir zaman maaş almazlar. İhtiyaçları ikta sahiplerince karşılanır. Melik veya eyalet valilerin emrindeki askerlerdir. Ordunun asıl kısmıdır. Tamamı atlıdır. Savaş zamanında orduya katılırlar.

Yardımcı Kuvvetler

Savaş zamanında orduya katılan bağlı devlet ve beyliklerin askerleri ile gönüllü asker ve Türkmen (göçebe) birliklerden oluşur.

Yaya ve atlı birliklerden oluşan ordu komutanına Emir’ül Ümera veya Emir-i Arz denir.

Antalya, Alanya, Sinop ve Suğdak’ı fetheden Anadolu Selçukluları buralarda tersaneler kurarak güçlü bir deniz kuvveti de oluşturmuştur.

Donanma komutanına Reis’ül Bahr veya Emir’ül Sevahil denir.

SOSYAL VE EKONOMİK YAŞAM

Toplum, Türk-Müslüman halkın yanısıra Rum, Ermeni, Gürcü, Süryani gibi halklardan oluşmuştur.

Halk sosyal sınıflara ayrılmamıştır. Herkes kanun önünde eşit sayılmıştır.

Türk idareciler idare ettikleri toplulukların yaşayış biçimlerine fazla müdahale etmemişlerdir, bu sebeple toplumsal yapı fazla değişmemiştir.

Toplumda sosyal dayanışmaya önem verilmiş, aşevleri, hastaneler, tabhaneler (yoksul ve bakıma muhtaçların barındığı yer), hanlar, kervansaraylar, köprüler, çeşmeler yapılmıştır.

Halk yaşayış biçimleri bakımından; şehirliler, köylüler ve göçebeler olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Devlet göçebe yaşayanları yerleşik yaşama geçmeleri için teşvik etmiştir. Yarı göçebe bir hayat yaşayan Türkmen kitleleri, Türk-İslâm devletleriyle yerleşik hayata geçmiştir.

Ev, bahçe, ağıl gibi yerler özel mülkiyet sayılmış, tarım arazisi, ormanlar, otlaklar devlet malı kabul edilmiştir. Topraklar devletin mülkiyetindedir.

Köylüler, toprakla uğraşırlar ancak veraset yoluyla sadece toprakların kullanma hakkına sahip olabilirlerdi.

Şehir ve kasabalarda yaşayan, tüccarlar, esnaf ve zanaatkârlar “Ahi Teşkilatı” adı verilen teşkilatlar

kurmuşlardır.

 Ahi Teşkilatı

Abbasilerdeki Fütüvvet (fetih) Teşkilatı’nın özelliklerini taşıyan bu esnaf – zanaatkar örgütlenmesinin Anadolu Selçukluları’ndaki kurucusu Ahi Evran’dır. Her mesleğe ve kollarına ait ayrı ahilik teşkilatları vardır. Dini, sosyal, ekonomik amaçlı bu örgütlenme; esnaf ile devlet arasındaki ilişkileri düzenler, esnafların kendi aralarındaki ilişkileri geliştirir, zor durumdaki esnafa kredi sağlar, üretimi yapılan malların fiyat ve kalitesini kontrol eder ve mesleki eğitim sağlardı. İşleyiş biçimi çırak – usta ilişkisine dayanırdı.

Devlet memuriyetleri çoğunlukla babadan oğula geçerdi. Bu nedenle devlet memurlukları nüfuzlu ailelerin oluşmasına yol açmıştır. Aynı zamanda din adamları da nüfuzlu bir zümre olarak kabul edilmiştir.

Büyük Selçuklu Devleti’nde Tuğrul Bey, Alparslan ve Melikşah altın para bastırmışlardır.

Ekonomi tarım ve hayvancılığın yanı sıra ticarete de dayanırdı.

Ticareti geliştirmek için;

Doğu-Batı, Kuzey-Güney doğrultusunda yeni yollar inşa etmişler,

Yolların belirli mesafelerine hanlar ve kervansaraylar yapmışlar,

Tüccarların mallarını satabilecekleri bedesten (arasta) gibi yapılar inşa etmişler,

Gümrük vergisi indirimlerine gitmişlerdir.

Ayrıca Anadolu Selçukluları tüccarlara can ve mal güvenliğini sağlamaya yönelik olarak ticarette ilk kez Sigorta Sistemi uygulamıştır.

Devletin Başlıca Gelirleri

Öşür; Müslüman çiftçiden alınan ürün vergisi

Haraç; Gayrimüslimden alınan arazi ve ürün vergisi

Cizye; Gayrimüslimden alınan askerlik vergisi

Savaşlardan elde edilen ganimetler

Orman, tuzla, maden gelirleri

Gümrük vergileri

Tüccarlardan alınan vergiler

Bağlı devletlerin gönderdiği vergi ve hediyelerdir.

Devletin en önemli geliri vergilerdir. Vergiler şer’i ve örfi nitelik taşır. Devlet gelirleri hazinede toplanır. Devlet hazinesinde toplanan bu gelirler; saray masraflarına, asker maaşlarına, bayındırlık hizmetlerine ve memur maaşlarına ayrılırdı.

TOPRAK SİSTEMİ

Saban giren yer mülk olmaz anlayışı vardır. Yani işletilen, ürün alınan topraklar, meralar, otlaklar, yaylak ve kışlaklar devletin malıdır. Devlet bununla feodalitenin önüne geçmeye çalışmıştır. Devlete ait arazilere Miri Arazi denir.
HAS ARAZİ

Gelirleri hükümdar ve ailesine ait tarla, bağ, bahçe gibi topraklara denirdi. Bu toprakların gelirinden alınan vergiler doğrudan hazineye aktarılırdı ve hükümdar ile ailesinin masrafları karşılanırdı.

İKTA ARAZİ

Meliklere, Emirlere ve Komutanlara yaptıkları görevler karşılığında tahsis edilen topraklardır. İkta verilen üst düzey memur ve askerler devletten maaş almazlar, bu toprakların gelirleriyle geçinirlerdi. Gelir sahibi bu topraklardan elde ettiği kazanç oranında asker beslemek zorundaydı. Görevinden ayrılan kişinin iktası kesilirdi.

İkta Sistemi;

Devlete ait araziler çok geniş yer kaplamaktaydı. Devlet bu arazileri çiftçilere bırakırsa, çiftçiler devletin arazilerini kendi mülklerine çevirebilirlerdi ve feodal beyler ortaya çıkabilirdi. Bu sebeple ikta sistemi uygulanmıştır.

Önce araziler verimli ve verimsiz diye sınıflandırılırdı. Devlet memurlarının derecelerine göre bu topraklar onlara dağıtılırdı. Memur ikta arazide çiftçilere üretim yaptırarak onlardan vergi toplardı. Memur topladığı verginin bir kısmını maaşı için ayırır, bir kısmı ile o bölgede bayındırlık hizmetlerini yapar, kalan kısmı ile de o bölgede atlı asker yetiştirirdi.

İkta toprakları devlete ait topraklardır. Memur sadece hizmetine karşılık bu toprakların gelirini alabilirdi. Bu sistemle memur maaşları karşılanmış, asker ihtiyacı giderilmiş, topraklardan ürün alınmış, o bölge güvenli ve mamur hale getirilmiş, devlet vergi toplama yükümlülüğünden kurtulmuştur.

MÜLK ARAZİ

Mülkiyeti kişilere ait olan ya da üstün başarılarından dolayı devlet adamlarına verilen bağ, bahçe, ev, ağıl gibi topraklardır. Mülk topraklar, alınıp satılabilir, devredilebilir, vakfedilebilir ve miras bırakılabilirdi.

VAKIF ARAZİ

Gelirleri hayır kurumları ve bilimsel çalışmalara ayrılmış topraklardır. Sosyal ve dini amaçla bağışlanan topraklardan oluşurdu. Bu arazilerden elde edilen gelirlerle; han, kervansaray, cami, hastane, çeşme ve yollar yapılırdı. Amaçları dışında kullanılamazlardı. Bu durum sosyal devlet anlayışını güçlendirmiştir.

HARACİ ARAZİ

Müslüman olmayan halkın elinde bulunan topraklardır.

DİL ve EDEBİYAT

Türk İslâm Devletleri Türk, Fars ve Arapların yaşadığı bölgelerde kürulmuş olduğu için halk, kendi dilini korumuş, resmi yazışmalarda Türkçe, Arapça ve Farsça kullanılmıştır.

Karahanlı Devleti’nde; dil Türkçe’ydi.

Gazneliler: Arap alfabesini, yazı dilinde de Arapça ve Farsça’yı birlikte kullandılar.

Büyük Selçuklular’da; Arap alfabesini, resmi yazı dili olarakda Farsça’yı kullandılar.

Anadolu Selçukluları’nda; Yazışma ve bilim dili olarak Arapça, edebi dil olarak da Farsça’yı kullandılar.

Karahanlı Dönemi Edebiyat Eserleri

Kutadgu Bilig

Yusuf Has Hacip yazmıştır. Mutluluk veren bilgi anlamına gelir.Siyasetname özelliği taşır. Hükümdara öğüt içerir. Türklerin İslamiyeti benimsemesinden sonra yazılan ilk eserdir.

Divan-ı Lügat’it Türk

Kaşgarlı Mahmut yazmıştır. İlk Türkçe-Arapça ansiklopedik sözlüktür. Eserde ilk Türk dünyası haritası da yer almıştır.

Atabetül Hakayık

Edip Ahmet Yükneki yazmıştır. Gerçeklerin eşiği anlamına gelir. Uygur alfabesiyle yazılan eser ahlaki öğretiler içermektedir. Mutluluk ve cömertlikten bahsederek hırslı olmanın kötülüğü anlatılmıştır.

Divan-ı Hikmet

Hoca Ahmet Yesevi yazmıştır. Türk Tasavvuf Edebiyatı’nın ilk örneği sayılmaktadır. Ahlaki öğütler içeren eser didaktik özellikte yazılmıştır.

Karahanlılar Dönemi Sözlü Edebiyat Eserleri; Saltuk Buğra Han Destanı ve Cengizname’dir.

Gazneliler Dönemi Edebiyat Eserleri

Bilim dili Arapça, edebiyat dili olarak da Farsça kullanmışlardır. Ordu ve sarayda ise Türkçe kullanılmıştır.

Şehname

İran’lı şair Firdevsi’nin Sultan Mahmut için yazdığı eseridir.

Utbi

Tarih-i Yemin adlı eserinde dönemin olaylarını anlatmıştır.

Harzamşahlar Dönemi Edebiyat Eserleri 

Mukkaddimet’ül Edep

Zemahşehri tarafından yazılmış Türk lehçeleri ile ilgili bilgiler veren sözlüktür.

Büyük Selçuklular Dönemi Edebiyat Eserleri

Devletin resmi dili Farsça iken halk arasında ve orduda Türkçe kullanılmıştır. Sultan Melikşah’tan itibaren yazar ve şairler korunmuştur.

Siyasetname

Vezir Nizam’ül Mülk’ün devlet teşkilatlanmasını anlattığı eseridir. Selçukluların anayasası niteliğindedir.

Rubailer

Ömer Hayyam tarafından yazılmış şiirlerdir.

Kasideler

Enveri tarafından yazılmıştır.

Muhakemetü’l Lugateyn

Ali Şir Nevai tarafından yazılmıştır.

Anadolu Selçukluları Dönemi Edebiyat Eserleri

Yazışma ve bilim dili Arapça, edebi dil Farsça’dır.

Aşık Paşa

Garipname adlı eserinde Türk dilindeki değişikliklere tepki göstermiştir.

Anadolu Selçukluları Dönemi Halk Edebiyatı Eserleri; Battal Gazi Destanı, Danişment Gazi Destanı, Garipname.

Anadolu Selçukluları Dönemi Tasavvuf Edebiyatı Eserleri;

Mevlana’nın; Divanı-ı Kebir, Mesnevi, Fihi Mafih, Mektubat

Yunus Emre’nin; Risalet’ün Nushiye, Divan

Hacı Bektaş Veli’nin; Makalat adlı eserleri en ünlüleridir.

Anadolu Selçukluları Dönemi Divan Edebiyatı Eserleri;

Hoca Dehhani’nin; Selçuklu Şehnamesi

Ahmedi’nin; Cemşid-ü Hurşid

Gülşehri’nin; Mantıku’t Tayr (Kuşların Dili) en önemlileridir.

BİLİM ADAMLARI

İlk Türk-İslam devletlerinin hükümdarları, bilim adamlarını her zaman himaye etmiş, çalışmalarını teşvik etmiş ve gerekli desteği vermişlerdir.

En önemli bilim merkezleri medreselerdir. Danişmentoğulları’na ait Niksar’daki Yağıbasan Medresesi, Anadolu’da açılan ilk medresedir.

Farabi (Al Pharabius) (870-950)

Türk-İslam pozitif bilimlerinin kurucusudur. Türkistan’ın Farab şehrinde doğduğu için Farabi adını almıştır.

Avrupa’da Al-Pharabius adıyla tanınır. Eserlerinin çoğu Latinceye çevrilerek uzun yıllar Avrupa üniversitelerinde okutulmuştur.

Aristo’dan sonra mantığı ikinci kez öğrettiği için “Muallim-i Sani” (İkinci Öğretmen) ünvanıyla tanınır.

Birleşmiş milletler fikrini ortaya atmıştır.

Pozitif bilimlerin hemen her alanı ile ilgili 160 civarında eser yazmıştır.

“Medinetül Fazıla” en önemli eseridir.

İbn-i Sîna (Avecenna) (980-1037)

Tıp bilginidir. (İbn-i; alimin oğlu anlamına gelir)

Avrupa’da Avecenna olarak tanınır. Farabi’den etkilenmiştir.

Tıp, matematik, mantık, astronomi, felsefe, botanik, zooloji gibi konularda 200’ün üzerinde eser vermiştir.

Müzikli tedavi yöntemini ve küçük kan dolaşımını keşfetmiştir.

“El Kanun Fit Tıp (Tıbbın Kanunu) ve Şifa” en önemli eserleridir.

İbn-i Rüşd

Endülüs Emevileri döneminde yaşamış, İspanya’da (Endülüs) yetişmiş bir bilim adamıdır.

Avrupa’da Averoes adıyla tanınır.

Aklı savunmuştur. Aristo’yu Batı’ya tanıtmış, her şeyi aklın açıklayabileceğini ifade ederek, aklı dinden üstün tutmuştur.

İslam tarihinde görülen Akılcılık (Mutelize) mezhebinin öncülerindendir.

Avrupa’da Rönesans’ın başlamasında etkili olmuştur.

Gazali (1058-1111)

Büyük Selçuklu döneminde yaşamış Tasavvuf bilginidir. Nizamiye Medreseleri’nde öğretmenlik yapmıştır.

Siyasi ve bölücü fikir akımlarıyla mücadele etmiştir.

“İhyaül Ulumiddin” en önemli eseridir.

Harezmi

Ünlü bir matematikçidir. Avrupa’da Algebre diye tanınır.

Matematikte sıfırı bulmuştur.

Cebiri sistemleştirmiştir.

“Kitabül Cebr Vel Mukabele” en önemli eseridir ve Batı dillerine de çevrilmiştir.

Biruni (973-1051)

Gazneli Mahmut döneminde yaşamış ve matematik, astronomi, geometri ve coğrafya alanlarında çalışmalar yapmıştır.

Avrupa’da Al Boran adıyla tanınır.

Serbest düşünceye önem vermiştir. Bilimin önündeki en büyük engeli, serbest düşüncenin engellenmesi olarak açıklar.

Enlem ve boylam dairelerini tespit etmiştir. Dünyanın güneşin etrafındaki dönüşünü hesaplamıştır. Yıldızların uzaklığını ve açılarını ölçen aletler geliştirmiştir. Ekvator’un uzunluğunu 15km yanılma ile heasplamış ve birçok maddenin özgül ağırlığını hesaplamıştır.

“Asarü’l Bakiye” en önemli eseridir. Eserde Asyalı milletler hakkında bilgi vermekte ve astronomiden bahsetmektedir.

Ömer Hayyam (…-1123)

Büyük Selçuklu döneminin ünlü bilgin ve şairlerindendir.

Matematik, astronomi ve edebiyat alanlarında çalışmalar yapmıştır.

Celali takvimi düzenlemiştir.

Aşk ve şarap üzerine yazdığı rubaileriyle ünlüdür.

Zemahşeri

Harzemşahlar döneminde yaşamıştır. Tefsir ve gramer alanlarında çalışmalar yapmıştır. Keşşaf adlı eseri ve Mukaddimet’ül Edep adlı kitabı önemli eserlerindendir.

El-Razi

Kimyagerdir. Sülfirik asidi bulmuştur.

Uluğ Bey

Astronomi bilginidir. Rasathanelerde yaptığı gözlemler sonucu Yıldızların Fihrist Cetveli adlı eserini yazmıştır.

SANAT

Hat: Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatıdır.

Tezhip: Kitap süsleme sanatıdır.

Çini: Duvar ve eşya süsleme sanatıdır.

Minyatür: Kitap resim sanatıdır.

Taş, ahşap ve maden işleme sanatları kullanılmıştır.

Hat ve tezhip ilk kez islamiyetten sonra gelişmiştir.

MİMARİ

İlk Türk-İslâm devletlerinde en fazla gelişme gösteren güzel sanat dalı mimaridir.

Türk-İslâm mimarisinin ilk örneklerine türbe, cami ve kervansaray olarak Karahanlılarda rastlanmaktadır. Mimariyle birlikte süsleme sanatları da oldukça gelişme göstermiştir. Bunların yanı sıra halıcılık, minyatür, çinicilik ve seramik yapımı da çok gelişmiştir.

Türklerin İslam mimarisine kazandırdığı unsurlar

Kubbe, Türk Üçgeni, Demet Sütun ve Kemer’dir. Kubbe biçiminde mimarinin gelişmesinde göçebe Türklere ait çadır görüntüsünün etkisi büyüktür.

Mimari süslemede geometrik şekiller, bitki motifleri, hayvan figürleri, çini, nesih yazılar (hat), taş, ahşap ve mermer kullanılmıştır. İnsan figürleri, resim ve heykel kullanılmamıştır.

Karahanlılar ile başlayıp, Gazneliler ve Büyük Selçuklular’la gelişme gösteren Türk-İslam mimarisinin en güzel örnekleri anıt mezar özelliği taşıyan kümbet/türbelerdir. Bu eserler daha çok sultan eşleri ve çocukları için yapılmıştır.

Dinî Mimari

Cami, Anadolu’da Türklerin yaptığı ilk mimari eserlerdir.

Merdese, Eğitim, öğretim ve bilim faaliyetlerinin yürütüldüğü yerdir.

Kümbet, Anıt mezardır. Dört duvarının üzeri kubbe ile örtülü olanına “türbe”, silindirik, çokgen gövdeli piramit çatılı olanına “kümbet” denir.

Mescid, Minberi ve minaresi olmayan küçük ibadethanedir.

Külliye, Cami etrafında şekillenen birden çok amaca hizmet eden yapılardır. İçerisinde medrese, kütüphane, aşevi, hastane, çeşme bulunur.

Sivil Mimari

Kervansaray, Ticaret yolları üzerine inşa edilmiş, kervanların ücretsiz konaklamasına olanak veren yapılardır.

Saray, Hanedan üyelerinin kaldığı yapıdır

Şifahane, Hastane

Bimarhane, Akıl hastanesi

Tabhane, Yoksulların kaldığı yerler

İmarethane, Aşevi

Bedesten, Açık veya kapalı çarşı

Han, Şehir veya daha küçük yerlerdeki konaklama yeri

Hamam, çeşme, köprü, kütüphane inşa etmişlerdir.

Askerî Mimari

Şehirlerin dış saldırılara karşı savunulması amacıyla yapılmış eserlerdir.

Kale, sur, burç, hisar, kışla, tersane… gibi.

Karahanlılar döneminde yapılan; Arap Ata, Ayşe Bibi, Balatı Hatun türbeleri dönemin önemli mimari eserleridir. Karahanlılar ilk Türk-İslam mimarisinin eserlerini vermişlerdir.

Gazneliler döneminde; Zafer Kuleleri, Leşker-i Bazar Camii, Aras’ül Felek Camii eserleri yapılmıştır.

Selçuklular döneminde; dönemin en önemli mimari eseri Nizamiye Medreseleri’dir. Selçuklular döneminde mimariye yeni unsurlar eklenerek yapılar çinilerle süslenmiş, oymacılık, kakmacılık, taş ve ahşap işçiliğinde ilerleme olmuştur.

Anadolu Selçukluları döneminde;

Konya Alâeddin Cami

Konya Karatay ve İnce Minareli Cami

Kayseri Hunad Hatun Medresesi

Kayseri Gevher Nesibe Darüşifası (İlk Tıp Okulu)

Beyşehir Kubadabad Sarayı

Kırşehir Cacabey Rasathanesi

Antalya Alayhan Kervansarayı

Erzurum ve Sivas Çifte Minareli Medrese, dönemin önemli eserlerindendir.

HUKUK

Türk-İslam devletlerinde hukuk şer’i ve örfi olarak ikiye ayrılmıştır. Devlet ve hukuk laik değildir.

Şer’i Hukuk

Dini hukuktur. Kaynağı Kuran, Hadis ve Fıkıh’tır.

Şer’i davalara kadılar bakar ve doğrudan merkeze bağlıdırlar.

Kadıların sormlusuna “Kâd’il Kudat” denirdi. Sultan tarafından tayin edilirdi. Kadıların çözemediği şer’i davalara bakardı.

Miras, boşanma ve ticaret meseleleri şer’i hukuk kapasamına girerdi.

Siyasi otorite kadılara baskı uygulayamazdı.

Kadıların verdiği kararı haksız bulanlar, kadıdan şikayetçi olabilirlerdi.

Şer’i hukukun temelini İslam kuralları oluştururdu.

Kadı-i Leşker adı verilen görevli askeri davalardan sorumludur.

Örfi Hukuk

Töre hukukudur. Kaynağını gelenek ve göreneklerden alır.

Emir-i Dad; örfi hukuk davalarına bakan yüksek hakimdir. Bir nevi adalet bekenı ve başsavcıdır. Hükumet üyelerini dahi yargılama yetkisi vardır.

Ayrıca büyük siyasi davaların görüldüğü ve halkın şkayetlerinin dinlendiği Divan-ı Mezalim adlı bir mahkeme vardır. Bu mahkemeye sultan başkanlık eder.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir