Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

CANLILARIN TEMEL BİLEŞENLERİ

Canlılar birbirlerinden çok farklı görünümde olsalar da hücrelerini oluşturan moleküller yapı bakımından birbirlerine benzerler. Karbon (C), Hidrojen (H), Oksijen (O), Azot (N), Fosfor (P) ve Kükürt (S) bütün canlıların yapısında bulunan ortak moleküllerdir.  Canlıların yapılarındaki temel bileşenler hücrelerin yapısına katılmasında, metabolik faaliyetlerin düzenlenmesinde ve metabolizma için geren enerjinin elde edilmesinde kullanılır.

Canlıların yapısını oluşturan maddeler kimyasal yapılarına göre organik ve inorganik bileşikler olmak üzere iki ana grupta incelenir. Organik ve inorganik bileşikler arasındaki temel farklılık organik moleküllerin tamamında Karbon (C) ve Hidrojen (H)moleküllerinin bulunmasıdır.

                  Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

İNORGANİK BİLEŞİKLER:

  • İnorganik bileşikler canlı vücudunda sentezlenmezler, organik yapılı olmayan bileşiklerdir.
  • Dışarıdan hazır olarak alınırlar ve canlının yapısına katılırlar.
  • Sindirime uğramadan hücre zarından geçebilir ve kana karışırlar.
  • Düzenleyici olarak görev yaparlar ve enerji vermezler.

Su

Yaşamsal faaliyetlerin devamı için su vazgeçilmez bir maddedir. İnsan vücudunun yaklaşık % 70-90’ı sudur, bitkilerde bu oran %98’e kadar çıkar. Suyu oluşturan Oksijen (O) ve Hidrojen (H) elementleri canlılığın temelini oluşturur. Bitkiler suda çözünmüş maddeleri topraktan su ile alır, fotosentez için su kullanır.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri
  • Enzimlerin çalışması için en az %15 su gereklidir. Bu oranın altına düşmesi enzimlerin çalışmasını olumsuz etkiler.
  • İyi bir çözücü olduğu için hücrede kimyasal reaksiyonların gerçekleşmesi için uygun ortam hazırlar.
  • Kanın büyük çoğunluğu sudan oluşur.
  • Sindirim (Hidroliz), boşaltım ve vücut sıcaklığının ayarlanması için (terleme) su gerekir.
  • Zehirli atıkların seyreltilmesinde ve vücuttan atılmasında su aktif rol oynar.
  • Topraktaki maddelerin çözünmesini sağlar ve bitkilerin kökleriyle ihtiyacı olan maddeleri almalarını kolaylaştırır.

 

Kohezyon; Su molekülleri hidrojen bağları sayesinde birbirlerini çekerek bir arada kalırlar. Hidrojen bağları sürekli kırılır ve ardından tekrar oluşur. Böylece su molekülleri birbirinden kopmadan bir arada kalmayı başarır. Bu duruma kohezyon denir. Kohezyon etkisiyle bitkiler suyu topraktan alıp üst dallara ulaştırabilirler. Kohezyonun bir başka etkisi de su yüzeyinde yarattığı yüzey gerilimidir. Böylece bazı böcekler su yüzeyinde kalabilirler.

Adezyon (Adhezyon); Su molekülleri ile diğer moleküller arasında kurulan bağa denir.

Mineraller

İnorganik yapıdaki element ve bileşiklerdir. Vücudumuzda az miktarda bulunurlar. 70 kilo ağırlığındaki birinin ortalama olarak 3 kilosu minerallerden oluşur. Hücre zarındaki porlardan geçebilirler. Vücutta kemik ve dişlerin yapısına katılarak normal şekilde gelişmelerini sağlar. Vücut ve hücre sitoplazmasının osmotik basıncını düzenler. Enzimlerin yapısına kofaktör olarak katılabilen çeşitleri vardır. Bu sebeple düzenleyici olarak görev yaparlar. İdrar, ter ve dışkıyla vücuttan atılırlar. Bu yüzden mineral içeren besinlerin düzenli olarak dışarıdan alınması gerekir.  Yetersiz miktarda alındığında vücutta bazı rahatsızlıklar ortaya çıkar.  Bazı mineraller gereğinden fazla alınırsa vücuda zarar verir. Civa (Hg), kurşun (Pb), arsenik (As) ve bakır (Cu) gibi minerallerin zehirleyici etkileri vardır (inhibitör etki).

Kalsiyum (Ca)

Vücutta en çok bulunan (%1,5-2) mineraldir. Kemik ve dişlerin yapısına katılır. Kanın pıhtılaşması, kasların kasılması, enzimlerin aktivasyonu, sinyal iletiminde görevlidir. Eksikliğinde çocuklarda raşitizm, yetişkinlerde osteoporoz görülür. Süt, süt ürünleri, yeşil sebzeler ve tahıllarda bolca bulunur.

Demir (Fe)

Vücuttaki demirin yarısından fazlası kana kırmızı rengini veren hemoglobinin yapısına katılır. Solunum ve fotosentez enzimlerinin çalışması için gereklidir. Eksikliğinde yeterli miktarda hemoglobin üretilemez, kansızlık (anemi) ve yorgunluk görülür.

Fosfor (P)

DNA, RNA ve ATP’nin yapısına katılır, dişlerin ve kemiklerin yapısına katılır. Fosfolipit olarak hücre zarında bulunur. Eksikliğinde kemik yumuşaması, düzensiz alyuvar üretimi ve metabolik bozukluklar görülür.

Magnezyum (Mg)

Klorofilin yapısına katılır. Kemik ve dişin yapısına katılır. Bazı enzimlerin, kas ve sinirlerin çalışmasında etkilidir. Eksikliğinde kısırlık görülür.

Sodyum (Na)

Vücut suyu, pH dengesi, sinir kas aktivitesi için gereklidir. Daha çok hücre dışı sıvılarda bulunur. Eksikliğinde kas krampları, güçsüzlük ve ishal; fazlalığında ise yüksek tansiyon, böbrek hasalıkları ve ödem görülür.

Potasyum (K)

Vücut suyu, pH dengesi, sinir kas aktivitesi için gereklidir. Hücre içinde ve kan plazmasında bulunur. Eksikliğinde kas ve sinir güçsüzlüğü, anormal kalp atışı, fazlalığında zihinsel yorgunluk görülür.

İyot (I)

Tiroit bezinden üretilen “tiroksin” hormonunun yapısına katılır. Eksikliğinde guatr, fazlalığında antitiroit bileşiklerinin oluşumu görülür.

Flor (F)

Diş minesinin sertleşmesi için gereklidir. Eksikliğinde diş çürümesi, kemik güçsüzlüğü fazlalığında dişlerde sararma görülür.

Klor (Cl)

Midede hidroklorik asit salgısı ve su dengesi Eksikliğinde vücut sıvılarının fazla bazik olması, kabızlık ve kilo kaybı görülür. Fazlalığında kusma ve zehirlenme olur.

Kükürt (S)

Bazı aminoasitlerin yapısında bulunur, enzimlerin aktifleşmesini sağlar. Eksikliğinde büyüme yavaşlar.

Çinko (Zn)

Birçok enzim yapısına kofaktör olarak katılır. Organizmanın proyein, yağ ve karbonhidratları kullanmasına yardımcı olur.

 

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Bütün metabolizma olaylarında enzimler kullanılır. Hidroliz (sindirim) hariç tüm metabolik olaylarda ATP harcanır. Fotosentez, kemosentez, solunum, dehidrasyon gibi olaylar hücre içinde; hidroliz olayları hem hücre içinde hem hücre dışında gerçekleşir.

Asitler

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Bazlar


Asit – Baz Dengesi

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Tuzlar

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

ORGANİK BİLEŞİKLER

Canlılar tarafından üretilebilen bileşiklerdir. Yapılarında ortak olarak C, H, O atomları bulunur. Organik moleküllerin yapıtaşına “monomer”, oluşan büyük moleküllere ise “polimer” denir. Monomerden polimere doğru oluşumlara polimerleşme (polimerizasyon) denir. Bu olay gerçekleşirken enerji harcanır. Monomerlerin birleşmesiyle gerçekleşen ve su açığa çıkan reaksiyonlara “dehidrasyon reaksiyonları” denir. Büyük moleküllerin su yardımıyla yapı taşlarına ayrılmasına “hidroliz reaksiyonları” denir.

1 gr karbonhidrattan 4,2 kcal, 1 gr yağdan 9,3 kcal, 1 gr proteinden 4,3 kcal enerji açığa çıkar.

Enerji verici olarak kullanım sıralaması; Karbonhidratlar > yağ > protein

Yapıya katılma sıralaması; Protein > yağ > karbonhidrat > vitamin > nükleik asit

Enerji verme sıralaması; Yağ > protein > karbonhidrat

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

KARBONHİDRATLAR

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri
  • C, H, O ortamlarından oluşmuştur. Canlılarda birincil enerji kaynağıdır. 1 gramı 4,2 kcal enerji verir. Karbonhidratların enerji verimi düşük olmasına rağmen birincil derecede enerji kaynağı olarak kullanılmasının sebebi yıkımının diğer besinlere göre daha kolay olmasıdır.
  • Hücre zarı ve çeperinin yapısına katılırlar.
  • Proteinlerle birleşerek “glikoproteinleri”, yağlarla birleşerek “glikolipitleri” oluştururlar.
  • Bitkisel besinlerden patates, buğday, pirinç, mısır vb karbonhidrat bakımından oldukça zengindir. Bitkilerde nişasta, hayvanlarda glikojen olarak depo edilirler.
  • Karbonhidratların monomerleri birbirlerine “glikozit” bağıyla bağlanır.
  • Karbonhidratlar hayvan hücrelerinde sentezlenemediğinden dışarıdan besinlerle alınır. Büyük moleküllü olan disakkaritler ve polisakkaritler sindirilerek monosakkaritlere dönüştürülür. Sindirim sonucu oluşan monosakkaritler karaciğere geçer. Glikoz dışındakiler, glikoz molekülüne çevrilip kan yoluyla tüm hücrelere taşınır. Bu nedenle vücutta bulunan karbonhidrat glikozdur. İnsan kanında ve dokularında belli ve sabit bir oranda glikoz vardır. Glikozun kandaki yoğunluğu en düşük seviyedeyken bile önce beyin beslenir. Kandaki glikozun fazlası karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanır. Gerektiğinde glikoza dönüştürülüp kullanılır. Kan şekeri düştüğünde karaciğerdeki glikojen, pankreas tarafından salgılanan glukagon hormonunun etkisiyle glikoza dönüşür, kana geçer ve kan şekerini yükseltir. Kan şekeri yükseldiğinde ise pankreas tarafından salgılanan insülin hormonunun etkisiyle kandaki glikoz hücrelere geçerek parçalanır. Bitki ve hayvanlarda karbonhidratlar ve yağlar birbirine dönüşebilir.
  • Karbonhidratlar protein ihtiyacını azaltır. Böylece proteinler esas görevlerini yapabilirler. Fazlası yağa dönüştürülerek depo edilir.
  • Karbonhidratlar içerdikleri şeker (monomer) sayısına göre üç çeşittir; Monosakkaritler, Disakkaritler, Polisakkaritler.
Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

MONOSAKKARİTLER (BASİT ŞEKERLER – TEK ŞEKERLİLER)

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Yapılarındaki Karbon atomu sayısına göre üçe ayrılırlar;

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

 

İzomer; Kapalı formülleri aynı açık formülleri farklı olan bileşiklere denir.

Glikoz ve fruktozu sadece fotosentez ve kemosentez yapan canlılar üretebilir. Glikozun fazlası depolanır.  Hücre zarından en hızlı galaktoz, ondan sonra glikoz ve son olarak ta fruktoz geçer. Bitkilerde fotosentezin ana ürünü glikozdur. Diğer tüm karbonhidratlar glikozdan dönüşüm yoluyla üretilir. Glikoz ve fruktoz bitkisel kaynaklı, galaktoz hayvansal kaynaklı heksozlardır. Fruktoz ve galaktoz vücutta glikoza çevrilerek kullanılırlar.

Hücre zarından geçiş hızları;

Galaktoz > Glikoz > Fruktoz

Glikoz;  Bitkisel kaynaklıdır. Üzüm veya kan şekeri de denir. Hücrelerde enerji üretiminde kullanılan en önemli monosakkarittir. Bir insanın 100 ml kanında 90-100 mg glikoz bulunur. Kandaki glikoz miktarı pankreas tarafından salgılanan insülin (kan şekerini azaltıcı hormon)ve glukagon (kan şekerini azaltıcı hormon) tarafından düzenlenir. Proteinlerle birleşerek glikoproteinleri, yağlarla birleşerek glikolipitleri oluşturur ve hücrede yapısal olarak kullanılır.

Fruktoz; Bitkisel kaynaklıdır. Meyve şekeri de denir. En tatlı şeker çeşididir. Meyvelerde ve balda bulunur.

Galaktoz; Hayvansal kaynaklıdır. Süt şekeri de denir. Omurgalı hayvanlardan sadece memelilerin sütünde bulunur.

DİSAKKARİTLER

İki monosakkaritin glikozit bağı ile birleşerek oluşturdukları karbonhidratlardır. Glikozit bağı kovalent bir bağdır. Bu reaksiyonlara dehidrasyon reaksiyonları denir. Bu reaksiyonlarda enzimler kullanılır, enerji harcanır ve su açığa çıkar. Protein sentezi bir dehidrasyon reaksiyonudur. Dehidrasyonun tersi hidrolizdir. Hidroliz reaksiyonlarında su kullanılarak büyük moleküller parçalanır. Hidroliz reaksiyonlarında enzimler görev alır ancak enerji  (ATP) harcanmaz. Hidroliz reaksiyonlarına örnek olarak sindirimi verebiliriz.

Disakkaritler hücre zarından doğrudan geçemezler ancak sindirimle parçalanıp monosakkarite dönüşüp geçebilirler.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Bütün disakkaritlerin yapısında Glikoz bulunur.

Glikozit bağı; Disakkaritler ve polisakkaritler oluşurken glikozit bağı kurulur. Bağ sayısı su sayısına eşittir.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel BileşenleriBiyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

POLİSAKKARİTLER

Çok sayıda monosakkaritin aralarında glikozit bağı kurarak birleşmesiyle oluşan büyük moleküllere polisakkarit denir. Büyük oldukları için hücre zarından geçemezler. Ancak sindirime uğradıktan sonra hücre zarından geçebilirler. Vücutta yedek besin deposu ya da yapı maddesi olarak kullanılırlar.

Glikozlar düz zincir şeklinde bağlanmışlarsa “amiloz”, dallanarak asimetrik bağlanmışlarsa “amilopektin” yapıdadırlar.

Polisakkaritlerin hepsi yapı maddesi olarak glikozdan oluşur ancak hepsinin özelliği farklıdır. Nişasta ve selüloz bitkisel polisakkarit; glikojen ve kitin hayvansal polisakkarittir.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Dört çeşit polisakkarit vardır.

Nişasta

Glikozun bitkilerdeki depo şeklidir. Sadece bitki hücrelerinde (lökoplast organelinde) bulunur; hayvan ve mantar hücrelerinde bulunmaz.  Hücrede stoplazma ve kloroplastta bulunur. Osmotik basınç ayarlanmasında etkilidir. Patates yumrusunda, lökoplastlarda depo edilir. İyot (Lugol) ile mavi mor renk alır. Nişasta suda çözünmez. İnsanda hücre dışında sindirim organlarında sindirilir. Nişastayı sindiren enzimler hem hayvan hem de bitki hücrelerinde bulunur. Nişastayı sindiren enzime “amilaz” denir.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Glikojen

Glikozun hayvanlardaki depo şeklidir. Kas ve karaciğerde depolanır. Karaciğerde depolanan glikojen hidroliz (parçalanarak) edilerek glikozlara dönüştürülür ve kan şekeri yükseltilir. Glikojenin Glikoza dönüşümü insanda hem hücre içinde hem de dışında gerçekleşebilir. Bitkilerde hiçbir şekilde dönüşümü yoktur. Suda az çözünür. İyot (Lugol) ile kahverengi renk alır, Fehling (benedict) çözeltisi ile tuğla kırmızısı renk verir. Beyin ve kaslar glikojen kullanır. Glikojenin sentezi karaciğerde yapılır. Kanda glikojen yoktur. Gerektiğinde glikoza çevrilerek kana verilir. Bakteri, mantar ve hayvanlarda bulunur. İnsan bir gün yemek yemediği zaman glikojen depoları tükenir.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Yapısal Polisakkaritler

Selüloz

Glikozun bitkilerdeki yapı şeklidir. Hücre çeperinin yapısına katılır. Suda çözünmez. İyotlu çinkoklorür ile yeşil renk alır. Yapı maddesidir. Geviş getiren memelilerde (mide), otçul memelilerde (kör bağırsak) selüloz sindiren bakteriler yaşar. Bu bakteriler sayesinde canlılar selülozu sindirir. Bu nedenle selüloz otçulların temel besin kaynağıdır. İnsanlar selülozu sindirici enzimleri olmadığından selülozu sindiremez, dışkıyla atarlar.

Kitin

Azot (N) içeren tek polisakkarittir. Böceklerin dış iskeletinde, mantarların hücre çeperinin yapısında bulunur. Suda çözünmez. Saf kitin deri gibi yumuşaktır. Yapısına kalsiyum karbonat tuzunun katılımıyla sertleşir. Sağlam bir yapıda olduğu için ameliyat ipleri kitinden yapılır. Böylelikle ameliyat sonrası dikişleri aldırmak gerekmez. Çünkü yara iyileştiğinde kitin temel yapı taşlarına ayrılarak kaybolur.

[colored_box color=”green”]

Heparin; karaciğerde yapılan ve kanın damar içinde pıhtılaşmasını önleyen hormonumsu bileşiktir.

Agar; deniz yosunlarından elde edilir.

 

     Glikoz + protein → glikoprotein

                Glikoz + lipit → glikolipit (ikisi de hücre zarının yapısına katılır.)

YAĞLAR (LİPİTLER)

 

  • Enerji verimi en yüksek besinlerdir. (karbon sayısı fazladır) 1 gramı 9,45 kcal enerji verir.
  • Yağların yıkılmaları uzun sürdüğünden dolayı ikincil enerji kaynağı olarak kullanılır. Sindirimi zordur.
  • Polimerleşme özelliğine sahip değillerdir.
  • Yapılarında C, H, O atomlarının yanı sıra P (fosfor) ve N (azot) ta bulundurabilirler.
  • Isı ve darbeye karşı korur.
  • Vücudumuza aldığımız karbonhidrat ve proteinler yağa dönüştürülerek depolanır. (yedek enerji deposudur) Yağlar deri altında, sitoplazmada, iç organların etrafında depolanabilirler.
  • Göçmen kuşlar, kış uykusuna yatan hayvanlar, çöl hayvanları depo ettikleri oksidasyonu ile elde ettikleri enerjiyi ve metabolik suyu kullanırlar.
  • Yağlar hücrenin ve bazı hormonların (eşeysel hormonlar gibi) yapısına katılır.
  • Yağlar suda çözünmezler ya da çok az çözünürler. Eter, kloroform, benzen ve aseton gibi organik çözücülerde çözünürler.
  • Yağda eriyen vitaminler A, D, E, K vücuda alınmasını sağlar.
  • Yağların yapı birimleri gliserol (gliserin) ve yağ asitleridir.
  • Gliserin ve yağ asitleri arasında Ester bağı kurulur. (esterleşme) bağ sayısı = su sayısı
  • Bir molekül yağ sentezlenirken en az iki çeşit en fazla dört çeşit monomer kullanılır.

Yağ Asitleri

Doymuş yağlar:

Yapısına katılan yağ asidi doymuş (yani yapısındaki karbon atomları hidrojene doymuş olan) yağ asididir. Yağ asidini oluşturan Karbon (C) arasında tek bağ vardır. Hayvansaldır. Oda sıcaklığında katıdır. Kuyruk yağı, tereyağı

Doymamış yağlar:

Yapısına katılan yağ asidi doymamıştır (yani karbon atomları hidrojene doymamıştır). Karbon atomları arasında çift bağ bulunur. Bitkiseldir. Oda sıcaklığında sıvıdırlar. Zeytinyağı, ayçiçeği yağı, fındık, mısır yağı

Doymamış yağlar hidrojen ile doyurularak margarinler elde edilir.

Not: vücudumuzda sentezlenemeyen dışarıdan hazır alınan yağ asitlerine temel (elzem, esansiyel) yağ asitleri denir. Örneğin omega 3 ve omega 6 adıyla bilinen yağ asitleri temel yağ asitleridir.

Margarin:

Doymamış yağ asitlerinin hidrojene doyurulması sonucu elde edilen yağlardır.

Yağ Çeşitleri

Basit Yağlar

Nötral Yağlar (trigliseritler):

Nötral yağlara depo yağlar veya basit yağlar da denir. Vücutta en fazla bulunan yağ çeşididir. Nötral yağlar 3 yağ asidi ile 1 gliserolün (gliserin) ester bağları ile birleşmesiyle meydana gelir. Bu olaya esterleşme denir.

Bileşik Yağlar

Fosfolipitler:

2 molekül yağ asiti ile 1 molekül gliserol ve bir tane fosfat grubunun eklenmesiyle oluşurlar. Hücre zarının yapısına katılır. Hidrofilik baş (fosfat grubundan oluşan) hücre zarının dışında, hidrofobik kuyruk (2 yağ asidinden oluşan) hücre zarının içinde bulunur. Fosfat grubu suda çözünür, yağ grubu suda çözünmez.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

Glikolipitler:

Yağların karbonhidratlar ile birleşmesi sonucu oluşur. Yapılarında glikoz ve galaktoz bulunur. Hücre zarının yapısına katılırlar.

Steroidler:

Bazı vitaminlerin (D vitamini gibi) yapısını oluşturur, dişi ve erkek eşey hormonları yapısına katılır, hücre zarının dayanıklılığını arttırır ve zar geçirgenliğinde etkili olurlar. Sinir hücrelerinde yalıtıcı olarak işlev görürler. Kolesterol steroit yapıdadır.

Kolesterol:

Hayvansal hücrelerde bulunan özel bir steroit çeşitidir. Safra ve hayvansal hücre yapısına katılır. Sinir dokusunun yapı maddesidir. Deri hücrelerinde bulunarak derinin direncini arttırır ve su kaybının engellenmesinde etkili olurlar. Bitkisel dokularda bulunmaz. Vücuda fazla miktarda kolesterol alınacak olursa damar sertliği (arterioskleroz) meydana gelir.

Koratinoid:

Bitkilerde renk maddesidir.

PROTEİNLER

DNA şifresine göre sentezlenen tek besindir. Hücrede ribozomda sentezlenir. Yapılarında Karbon (C), Hidrojen (H), Oksijen (O)ve Azot (N) atomu bulunur. Bazılarında Kükürt (S) ve Fosfor (P) vardır. Yapı taşlarına (monomerlerine) amino asit denir. Canlılarda 20 çeşit aminoasit vardır. Bu aminoasitlerden 8 tanesi insan vücudunda sentezlenmez. Vücudun işlevlerini yerine getirebilmesi için dışarıdan almamız gereken aminoasitlere esansiyel (temel) aminoasitler denir. Bitkiler bütün aminoasitleri kendileri sentezleyebilir. Aminoasitler birbirlerine amino ve karboksil gruplarıyla bağlanırlar.

Biyoloji Konu Anlatımı: Canlıların Temel Bileşenleri

 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

  • YENİ
  • YORUM